Randevu Hattı

05526633583

Bize Yazın

Serviks ( Rahim Ağzı Kanseri)

Serviks ( Rahim Ağzı Kanseri)

SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİ
Erken dönemde saptandığında tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Tanı esnasındaki hastalığın evresi tedaviyi etkilemektedir. Hastalıkta, serviksin anatomisi nedeniyle tarama programlarının kolay uygulanabilmekte ve erken dönem tedavide daha az riskli operasyonlar uygulanabilmektedir. Tüm kanserlerde olduğu gibi, tanı sırasında hastalığın evresi ne kadar erken olursa, tedavinin sağlayacağı başarı da o kadar fazla olacaktır.

Rahim ağzı kanserinde (serviks kanserinde ) Tedavi Seçenekleri

Tedavi şeklini belirleyici etkenler: yaş, çocuk isteği, genel sağlık durumu, tümörle ilgili faktörler (tümörün yaygınlığı, invazyonun derinliği, lenf nodu ve damarlara yayılım, histolojik tip, tümör çapı ve hacmi, yayılım şekli.

Serviks kanserinin tanısı konulduktan sonra FIGO klinik evreleme sistemine göre evrelenmelidir. Bunun için şu tetkiklerden gerekli olanlar yapılmalıdır.

-Tam fizik muayene ve pelvik muayene

-Genel anestezi altında muayene

-Radyolojik incelemeler (PA-Akciğer grafisi, IVP,lenfanjiyografi, kemik grafileri, BT,MR…) .

-Endoskopik incelemeler (sistoskopi, rektosigmoidoskopi)

-Böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri

-Diğer testler

Serviks kanserindeki tedavi seçenekleri şunlardır:

-Primer Cerrahi

-Primer Kemoradyoterapi

-Kombine tedavi

-Destek tedavi

Erken Evre Serviks Kanserlerinde Cerrahi Tedavi

Primer cerrahi tedavi, FIGO evre IA, IB1 ve IIA serviks kanserlerinde ilk seçenektir. IB2 ve diğer bulky( büyük) tümörlerde cerrahi yerine kemoradyasyon tercih edilebilir. Bu hastalarda primer cerrahi tedavi yapılırsa, adjuvan tedavi verilmelidir.

Evre IA1’de lenfovasküler invazyon yok ise yani patologların baktığı preparatta dokunun içindeki damara lenf kanallarına yayılım yok ise konizasyon (cerrahi sınırlarda tümör bulunmamalı) veya basit ekstrafasiyal histerektomi tedavide yeterlidir. IA1’de Lenfovasküler invazyon var ise veya olgu evre IA2 veya üzerindeyse radikal histerektomi ve pelvik/paraaortik lenf nodlarının çıkarılması gerekliliği vardır.

Soğuk Konizasyon (serviksin bir kısmının alınması):

Konizasyon, çocuk arzusu olan, evre IA1 mikroinvazif serviks kanserli olgularda gerekli şartlar sağlanmışsa, lenfovasküler invazyon (lenf nodu ve damara yayılım) yok, cerrahi sınırlar temiz ise tedavi edici olmaktadır. Soğuk konizasyon cerrahi sınırların net olarak değerlendirilebilmesinde LEEP’ten daha üstündür. Evre IA1 hastalarda, lenfovasküler invazyon (LVSI) yok ise, lenf nodu metastazı( yayılımı) riski %1’in altında olduğundan, bu hastalarda lenf nodu diseksiyonu önerilmemektedir.

Ekstrafasiyal (Tip I) Histerektomi

Doğurganlığını tamamlamış, çocuk isteği olmayan veya menopoza girmiş ileri yaştaki evre IA1 hastalarda lenf nodu ve damara yayılımı yoksa, basit ekstrafasiyal histerektomi tedavi için uygun seçenektir. Bu hastalarda da aynı şekilde lenf nodu metastazı ihtimali çok düşük olduğundan pelvik lenf nodu diseksiyonu gerekli değildir. Lenfovasküler invazyon olan evre 1A1 ve tüm evre 1A2 hastalarda ise önerilen tedavi, modifiye radikal (tip II) histerektomi ve pelvik lenf nodu diseksiyonudur.

Radikal Trakelektomi

FIGO evre IA2 ve IB1 hastalarda, fertiliteyi korumak için radikal trakelektomi yapılmaktadır. Bu operasyon vajinal veya abdominal yoldan yapılabilmektedir. Kanserli serviksle birlikte parametriyal doku (Serviks çevre dokusu) ve vajenin bir kısmının çıkarılır. Bu operasyonda lenf nodu diseksiyonu da yapılmaktadır. Bu operasyona uygun hasta grubu gebelik istemi olan, tümör boyutunun 2 cm’den küçük olduğu, lenfovasküler invazyon bulunmayan, lenfatik metastaz olmayan hastalardır.

Radikal Histerektomi (Wertheim -Meigs Operasyonu  )

Radikal histerektomi uterusla (rahim) beraber uterus çevre dokusunun ve vajenin 2-3 cmlik üst kısmının çıkarılmasını ifade eder. Pelvik lenf nodu diseksiyonunun yanı sıra paraaortik bölgedeki lenf nodları da mutlaka operasyonda değerlendirilmeli, gerekirse disseke edilmelidir. Ayrıca adjuvan kemoradyasyon alacak hastaların erken menopoza girmemesi için overleri (yumurtalıkları) radyasyon sahasından başka bir yere transfer edilmelidir.
[16:23, 10.12.2021] Go Global: Vulva kanseri jinekolojik malignitelerin yaklaşık %5’ini oluşturmaktadır.1 Sıklıkla yetmişli yaşlarda görülen bu kanser türü, kadın ömrünün uzaması nedeniyle giderek daha sık karşımıza çıkmaktadır. Hastalar sıklıkla kaşıntı ve daha nadiren kitle, kanama, ağrı, akıntı gibi yakınmalarla başvururlar.Vulva kanserlerinin %90’ı skuamöz hücreli kanser iken, malign melanom, Bartholin bezi adenokarsinomu, invaziv Paget hastalığı, bazal hücreli karsinom, verrüköz karsinom, sarkomlar ve metastatik tümörler geri kalan %10’u oluşturan nadir vulva kanseri tipleridir.3 Skuamöz hücreli kanserler lenf kanalları yolu ile nadiren de komşuluk ve hematojen yol ile yayılım gösterirler. Bu yayılım paterni ile ilişkili olarak inguinofemoral lenf nodu durumu en önemli prognostik faktördür ve FIGO evrelemesinde önemli yer tutar. Çift taraflı LN tutulumu olan hastaların 5 yıllık toplam sağkalım hızı %29’dur, pelvik nodlar tutulduğunda ise sağkalım %10-15 civarındadır.

Vulva kanseri tedavisinin en önemli basamağı cerrahi tedavidir. Ancak günümüzde, vulva kanserli hastaların sıklıkla ileri yaş grubunda ve ek medikal hastalıklara sahip oldukları ayrıca operasyonun içerdiği riskler göz önüne alınarak, radikal cerrahiden uzaklaşılmış ve hastaya göre bireyselleştirilmiş tedavi ön plana çıkmıştır. Erken evre vulva kanserlerinde SLN biyopsileri, operasyonun ayrı insizyonlardan gerçekleştirilmesi tezi önem kazanmış, ileri evre kanserlerin tedavisinde kemoradyoterapi alanında gelişmeler olmuştur.

CERRAHİ TEDAVİ
Cerrahi tedavinin şeklini belirleyen faktörler; lezyonun büyüklüğü, lokalizasyonu, invazyon derinliği, lenf yollarının klinik durumu, hastanın genel durumu, lenfovasküler alan invazyonu ve histolojik gradir. Radikal vulvektomi ve bilateral inguinofemoral lenfadenektomi vulva kanseri tedavisinde standart cerrahi operasyondur. Kelebek biçimli insizyondan gerçekleştirilen bu prosedürde belirgin morbidite ve mortalite riski vardır. Yeterli hastalıksız cerrahi sınır ve tümör ile tutulu inguinofemoral lenf nodlarının eksizyonu vulva kanseri cerrahisinin temel hedefleridir.

Erken Evre Hastalığın Cerrahi Yönetimi
FİGO evre I hastalığa sahip hastalar eğer lezyon unifokal ve geri kalan vulva normal ise geniş lokal eksizyon ile yönetilebilirler. Erken evrede hastalıksız cerrahi sınır 8 mm’den uzak ise lokal rekürrens riski sıfıra yakındır. Eksizyon ve fiksasyon sonrası doku kontrakte olarak kısalacağı için taze cerrahi preparatlarda hastalıksız sınırın en az 15 mm olması sağlanmalıdır. Eğer yaygın intraepitelyal neoplazi veya liken mevcut ise radikal vulvektomi veya geniş lokal eksizyon ile skinning vulvektomi bir seçenek olarak düşünülebilir.

Evre II hastalıkta radikal vulvektomi ile bilateral inguinofemoral lenfadenektomi önerilen cerrahi seçeneğidir.

İleri Evre Hastalığın Yönetimi
Vulva kanserli hastaların yaklaşık %30-40’ı evre III-V  hastalık tanısı alırlar ve enblok radikal vulvektomi, bilateral inguinofemoral lenfadenektomi ve üretra, vajina ya da anüsün parsiyel rezeksiyonu veya ekzenterasyon ile yönetilirler. Böyle hastalarda jinekolog onkoloğun yanısıra plastik cerrah, ürolog, kolorektal cerrah, radyasyon onkoloğu ve medikal onkoloğun da katılımı ile multidisipliner değerlendirme gerekli olur.

Bazı olgularda, ameliyat öncesi kemoradyoterapi, tümörü yeterince küçültebilir ve inoperabl bir tümörü operabl yapabilir.

Diğer Vulva Tümörlerinin Tedavisi
Hem bazal hücreli kanser hem de verrüköz kanser lenfatik yayılım ihtimallerinin zayıf olması nedeniyle geniş lokal eksizyon veya vulvektomi ile tedavi edilirler. Vulvar melanomlarda radikal vulvektomi ve bilateral inguinofemoral lenfadenektomi yapılabilir. Ancak tümör boyutu, kalınlık, invazyon derinliği lenfovasküler saha invazyonu göz önüne alınarak 2 cm hastalıksız cerrahi sınır ile radikal lokal eksizyon da yapılabilir. Vuvar melanomlar multifokal olmaya eğilimlidir ve yüksek rekürrens hızına sahiptirler. Bartholin bezi kanseri ve sarkomlar radikal vulvektomi ve bilateral inguinofemoral lenfadenektomi ile tedavi edilirlerken, invaziv vulvar Paget hastalığında radikal vulvektomi ve cilt grefti gerekli olabilir.

RADYOTERAPİ
İnce ve hassas vulva cildinin radyoterapiye toleransı azdır. Radyoterapi ile ilişkili akut reaksiyonlar inflamasyon, eritem ve kuru ve ıslak deskuamasyondur. Cilt nekrozu modern radyoterapi teknikleri ile çok daha az sıklıkta görülür. Bunlar çoğu hastada tedavinin tamamlanmasına engel olur. Geç reaksiyonlar ciltte incelmeyi, cilt altı ödem ve fibrozis, intraoitusta daralmayı içerir.

Rekürren Hastalığın Tedavisi
Hastaların %80’inde rekürrensler tedavi sonrası ilk 2 yıl içinde görülür. Lokal rekürrensin en önemli göstergesi ameliyattaki cerrahi sınırdır. İlk cerrahinin yaygınlığı, daha önce radyoterapi uygulaması, medikal durum ve hastaların tercihleri ileri tedavi kararı verilirken göz önünde bulundurulması gereken faktörlerdir. Tedavinin küratif mi, palyatif mi olduğu multidisipliner yaklaşımla belirlenmelidir. Palyatif tedavide semptom kontrolü ve yaşam kalitesinin artması hedeflenir. Rekürren hastalığın optimal yönetimi için bilgiler kısıtlıdır.

Küratif amaçlı cerrahi izole vulvar rekürrensler için uygundur. Rekürren vulvar kanserler için 5 yıllık sağkalım hızı oldukça düşüktür. Palyatif kemoterapi semptomları kontrol etmek için yararlı olabilir.

Tedavi ile İlişkili Morbiditenin Yönetimi
Radikal cerrahi tedavi fiziksel ve psikolojik morbidite ile beraberdir ve hastaların önemli bir oranında görülür. Radikal cerrahi sonrası komplikasyonlar şu şekilde sıralanabilir: yara yeri enfeksiyonu ve açılması (%54), bacak ödemi (%30), lenfokist oluşumu (%10), genital prolapsus (%7), üriner stres inkontinans (%5), tromboflebit (%3.5), greft reddi (%1.7), herni oluşumu (%1.5), femoral arter rüptürü (%1.9), eksitus (%3.3İyi cerrahi tekniğin temel prensiplerinin uygulanması (gerilimsiz yara kapatılması, yeterli yara drenajı), bunun yanında kaliteli peroperatif hasta bakımı (profilaktik antibiyotik ve antikoagülan, dikkatli yara bakımı, infeksiyonun hemen tedavisi, kompresyon çorabı) ile bu komplikasyonlar azaltılabilir.16 Vulva ile ilişkili morbidite, işeme problemleri, koitus güçlükleri, vulvar asimetri ve psikoseksüel problemleri içerir.

Sonuç olarak, erken evre skumöz hücreli kanserlerde standart tedavi geniş lokal eksizyon ve ayrı insizyonlar ile yapılan tek veya çift taraflı lenfadenektomidir. Daha az radikal cerrahi ve tedavinin bireyselleşmesine rağmen vulva kanseri cerrahisi halen yüksek morbiditeye sahiptir. Primer kemoradyasyon lokal olarak ilerlemiş vulva kanserlerinde sadece primer cerrahi stomaya yol açacaksa ilk seçenektir.

Yorumlar (0)

Whatsapp Yaz!
Tıkla Ara!